Gıda ve Sağlık – Atilla Ayyıldız & Biz https://atilla.biz Gündem karışık, burası kaşık. Mon, 27 Oct 2025 03:11:14 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.8.3 https://i0.wp.com/atilla.biz/wp-content/uploads/2021/07/cropped-atilla-2k-favico.png?fit=32%2C32&ssl=1 Gıda ve Sağlık – Atilla Ayyıldız & Biz https://atilla.biz 32 32 214474088 Ege İhracatçıları: Makarna ihracatı 1 milyar doları aşacak https://atilla.biz/2025/10/27/ege-ihracatcilari-makarna-ihracati-1-milyar-dolari-asacak/ Mon, 27 Oct 2025 03:11:14 +0000 https://atilla.biz/2025/10/27/ege-ihracatcilari-makarna-ihracati-1-milyar-dolari-asacak/

Her yaş kuşağının severek tükettiği makarnada Türkiye, İtalya’nın ardından dünyada en çok ihracat yapan ikinci ülke konumunda. Türk makarnaları bugün 168 ülkede milyonlarca sofraya ulaşıyor.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin makarna ihracatında son on yılda dikkat çekici bir artış yakaladığını belirtti.
Öztürk, “Son 10 yılda makarna ihracatımız yüzde 125 artarak 418 milyon dolardan 940 milyon dolara yükseldi. 2025 yılının dokuz aylık döneminde 627 milyon dolarlık makarna ihracatı gerçekleştirdik. Yıl sonunda 1 milyar doları aşmayı hedefliyoruz” dedi.

Yeni hedef: 1,5 milyar dolar

Türkiye’nin makarna ihracatında İtalya’dan sonra ikinci sırada yer aldığını vurgulayan Öztürk, ülkenin gıda sektöründeki gücüne dikkat çekti:
“Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründe yıllık 12 milyar dolarlık ihracat hacmine sahibiz. Türkiye’nin gıda ihracatının yüzde 45’ini biz gerçekleştiriyoruz. Makarnada da gücümüze güç katıyoruz. Türkiye’nin toplam gıda ihracatının yüzde 3,5’ini makarna oluşturuyor.”

Sektördeki altı ihracatçı birliği olarak ‘Türkiye Gıda İhracatçıları’ markasıyla dünya çapında fuarlara katıldıklarını belirten Öztürk, 2026 yılında İstanbul’da düzenlenecek büyük fuara da değindi:
Foodist İstanbul Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nı, 1–4 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştireceğiz. Bu fuar, Türkiye Gıda Platformu’nun desteğiyle ülkemizin gıda sektöründeki en kapsamlı etkinliği olacak. Hedefimiz 5 yıl içinde Türkiye’nin gıda ihracatını 50 milyar dolara, makarna ihracatını ise 1,5 milyar dolara çıkarmak.”

Türk makarnası dünya sofralarında

Öztürk, Türk makarnasının Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Amerika’dan Afrika’ya geniş bir coğrafyada tercih edildiğini belirterek, kalite vurgusu yaptı:
“Kaliteli durum buğdayı üretimimiz ve geniş ürün yelpazemiz en güçlü yanlarımız. Türkiye, dünya makarna ihracatının yüzde 20’sini tek başına karşılıyor. Ürettiğimiz makarnanın yüzde 70’ten fazlasını ihraç ediyoruz.”

2025’in ilk dokuz ayında makarna ihracatında Gana 72 milyon dolar, Somali 68 milyon dolar, Japonya 56 milyon dolar ile ilk üç ülke arasında yer aldı.

]]>
57148
Farkındalıkla Sağlıklı Bir Yaşama https://atilla.biz/2025/10/26/farkindalikla-saglikli-bir-yasama/ Sun, 26 Oct 2025 03:02:44 +0000 https://atilla.biz/2025/10/26/farkindalikla-saglikli-bir-yasama/

Meme kanseri farkındalık ayında “İyilik için Biriz” söylemiyle bir araya gelen Novartis Türkiye, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Europa Donna Türkiye meme kanserine ilişkin tarama yöntemleri, tedaviye uyum, hasta-hekim iletişimi, hastalık sürecinde yaşam kalitesi, beslenme ve fiziksel egzersizin önemini gündeme taşıdı.

Kadınlarda en sık görülen meme kanserinde erken teşhisin yanı sıra tedavi uyumu, hasta-hekim iletişimi, hastalık yönetiminde yaşam kalitesini artırmak için beslenme-fiziksel egzersiz de büyük önem taşıyor.

Novartis Türkiye, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Europa Donna Türkiye Derneği iş birliğiyle meme kanseri farkındalığını artırmak için düzenlenen etkinlikte hastalığın belirti, tarama yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte tedaviye uyum, hasta-hekim iletişimi ve hastalık yönetiminde beslenme ve egzersizin önemi üzerine konuşmalar gerçekleştirildi.

Meme kanseri 20’lı yaşlara indi

Türk Tıbbı Onkoloji Derneği Başkanı (TTOD) Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: “Ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü ve 2022 yılında yaklaşık 25 bin kadına yeni tanı konuldu. Hayat boyu her 8 kadından birinin yakalanma riski bulunuyor. Meme kanseri birçok gelişmiş ülkede yaygın tarama yöntemleri ve toplumsal bilinç sayesinde erken evrelerde yakalanan bir tür olarak yer alıyor. Belirtileri arasında memede veya koltuk altında kitle, -şeklinde değişiklik, ucundan akıntı, cildinde kızarıklık veya çökme gibi değişiklikler bulunuyor. Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavinin başarıya ulaşma şansını arttırdığı için belirtileri beklemeden rutin muayene için hekime başvurmak önemlidir. Erken tanı için evde kendi kendine yapılan meme kontrolleri yer alır ancak bu tek başına yeterli değildir. Kadınların 20 yaşından sonraki dönemde, her ay memelerini kendi kendilerine muayene etmeleri gerekir ve yılda bir kez doktorda muayene yaptırması önerilir. Meme dokusu içerisinde herhangi bir şüpheli kitle ele veya farklı bir belirti fark ettiğinde vakit geçirmeden doktora başvurmalısınız. Ayrıca 40-69 yaş arası kadınların iki yılda bir mamografi tetkiklerini yaptırmaları gerekiyor. Meme kanseri erkeklerde görülse de kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden 100 kat fazla ve yaş ilerledikçe (40 yaş ve üzerinde) meme kanseri görülme riski ve sıklığı artıyor”

Hastalığı doktorla beraber kadınlar yenebilir

Europa Donna Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Avrupa Meme Kanseri Koalisyonu Yönetim Kurulu Üyesi Violet Aroyo ise etkinlikte şu bilgileri verdi:

“Hastalığı yalnızca doktorlar değil, beraberinde kadınların yenebileceğine inanıyoruz. Meme kanseri yaygın bir kadın hastalığı ve kadın hastalandığında, aile içi rollerden iş hayatına kadar bütün dinamikler değişebiliyor. Dolayısıyla kadın hastalandığında bu durumdan kendisi kadar çevresindekiler de birinci derecede etkileniyor. Meme kanserinin 50 yaş üzeri kadınlarda daha sık görüldüğü düşünülse de daha erken dönemlerde ve daha genç kadınlarda da tespit edilmektedir.”

Meme kanserinde önemli faktör kişinin bilinçlenmesi

Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış görüşlerini şöyle belirtti: “Her yıl dünya genelinde 2,3 milyon kadını etkileyen meme kanserinin erken tanısını ve önlenmesini hedefliyor. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü. Dünyada kanser tanısı alan her dört kadından biri meme kanseri ve 100’den fazla ülkede kadınlarda kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedeni. Biz de ülkemizde bu önemli farkındalığa katkı sunmak için paydaşlarımızla birlikte ‘iyilik için biriz’ diyoruz. Konuya bir bütün olarak baktığımızda istatistikler, oranlar, yüzdeler ancak kâğıt üstünde anlamlı. Ama siz ya da bir yakınınız teşhis aldığında, o sayı artık hayatınızın yüzde 100’ü oluyor. Hayat, rakamların çok ötesinde. Ülkemiz için her yıl yaklaşık 25 bin kadın yeni tanı alıyor dediğimizde bu kişilerin içinde sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, yakınlarımız olduğunu unutmamalıyız. Bugün burada, Novartis Türkiye adına bulunmak; bir kişinin bile yaşamına dokunabilme ihtimalinin verdiği anlamı bize hatırlatıyor. Kansere Karşı 1’iz’ farkındalık projesiyle bugüne kadar Türkiye genelinde 70 milyondan fazla erişim sağladık. Birlikte egzersiz yaparak “iyilik için biriz” diyebildikleri bir platformda buluştuk. İyilik için biriz ve iyi ki birlikteyiz.”

]]>
57136
Diyabetik Ayakta Yeni Dönem https://atilla.biz/2025/10/25/diyabetik-ayakta-yeni-donem/ Sat, 25 Oct 2025 03:08:03 +0000 https://atilla.biz/2025/10/25/diyabetik-ayakta-yeni-donem/

Diyabetik ayak tedavisinde en önemli klasik yaklaşımlar; kan şekerinin kontrolü, düzenli yara bakımı, enfeksiyon tedavisi ve gerekirse cerrahi müdahaledir. Günümüzde eksozom, amniotik membran ve şok tedavileri gibi yeni yaklaşımların dikkat çekti.

Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunuyor. Bu rakam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geliyor. Sanılanın aksine diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliği ile sınırlı değildir.

Zamanla göz, böbrek, kalp-damar sistemi ve sinirler de bu rahatsızlıktan olumsuz etkilenebiliyor. Bu komplikasyonlardan biri olan diyabetik ayak hastalığı, sinir hasarı ve dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakta yaraların iyileşmesini zorlaştırıyor; enfeksiyon riskini artırarak ilerleyen dönemlerde ayak ya da bacak kaybına kadar gidebiliyor.

Eksozom tedavisi iltihabı azaltıp iyileşmeyi hızlandırıyor, plasentadan elde edilen zar dokusu amniyotik membran biyolojik bandaj gibi etki ederek doku onarımını destekler, şok dalga tedavileri ise hücreleri uyararak zor kapanan yaraların iyileşmesini kolaylaştırıyor.

Eksozom tedavisiyle vücudun onarım gücü destekleniyor

Vücuttaki hücrelerin birbiriyle haberleşmesini sağlayan çok küçük parçacıklara eksozom adı verilir. Kök hücreler tarafından üretilen bu parçacıklar iyileşmeyi destekleyen bilgi, protein ve büyüme faktörleri taşır; yani hücrelerin birbirine ‘iyileş’ sinyali göndermesini sağlar. Eksozomlar yaralarda üç mekanizmayla etki eder: aşırı iltihabı kontrol altına alır, onarıcı hücrelerin daha aktif çalışmasını sağlar ve yeni damar oluşumunu destekleyerek yaranın beslenmesini ve iyileşmesini hızlandırır. Vücudun kendi hücreleri de eksozom üretir, ancak doğal miktar bazen yeterli olmaz. Eksozom tedavisinde; kök hücrelerden elde edilen eksozomlar laboratuvar ortamında yoğunlaştırılarak yara bölgesine uygulanır ve bu süreç dışarıdan desteklenmiş olur.

Plasenta yaraları iyileştiriyor

Amniyotik membranın, hamilelik sırasında plasentaya bağlı olarak bebeği saran zar tabakasıdır. Plasenta, bebeği dış etkenlerden korur ve gelişimi boyunca ihtiyaç duyduğu birçok maddeyi sağlar. Doğumdan sonra artık kullanılmayan bu zar, özel işlemlerden geçirilerek tedavi amaçlı kullanılabilir hale getirilir. Özellikle zor iyileşen yaralarda etkili olan amniyotik membran, cilt üzerine ya da ihtiyaç duyulan başka bir bölgeye uygulanarak adeta bir biyolojik bandaj gibi görev yapar. İçerdiği doğal büyüme faktörleri ve proteinler sayesinde hücre yenilenmesini hızlandırarak hızlı iyileşme sağlar. Yaralı bölgede şişlik ve iltihabı azaltmaya, ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca yara izinin oluşmasını önleyebilir ve yeni, sağlıklı doku oluşumunu teşvik ederek doku onarımını destekler.

Şok dalgaları “iyileş” mesajını taşıyor

Tıpta giderek daha fazla kullanılan yöntemlerden biri de şok dalga tedavisidir. Tıbbi adıyla Extracorporeal Shock Wave Therapy, vücuda dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla iyileşmeyi hızlandırır ve özellikle zor kapanan yaralarda etkili sonuçlar verir. Düşük yoğunlukta ve kontrollü şekilde uygulanan şok dalgaları, cilt üzerinden yara bölgesine bir cihaz aracılığıyla gönderilir. Bu dalgalar cilde veya dokuya zarar vermeden hücrelerin çalışmasını hızlandırarak adeta vücuda ‘Harekete geç, kendini onar!’ mesajı iletir.

Biyoyazıcılarla kişiye özel deri üretimi bekleniyor

Yakında akıllı bandajlar yalnızca koruma sağlamayacak; yarayı analiz edecek, enfeksiyonu algılayacak ve ilaç salımı yaparak adeta ‘minik bir doktor’ gibi çalışacak. Daha saflaştırılmış eksozom ürünleri ile hazır jel ve spreyler geliştirilecek. 3D biyoyazıcılarla hastanın kendi hücrelerinden kişiye özel deri yamaları üretilebilecek ve vücut bu dokuyu daha kolay kabul edecek. Yaranın mikrobiyomunu koruyan probiyotik kremler kötü bakterileri baskılayarak doğal savunma sağlayacak. Ayrıca akıllı tabanlıklar, basınç sensörleri ve sıcaklık ölçen cihazlar sayesinde ayakta yara oluşmadan önce risk fark edilip önlem alınabilecek.

]]>
57123
Bilimin Cesur Kadınlarına Destek https://atilla.biz/2025/10/25/bilimin-cesur-kadinlarina-destek/ Sat, 25 Oct 2025 03:08:02 +0000 https://atilla.biz/2025/10/25/bilimin-cesur-kadinlarina-destek/

“Bilim Kadınları İçin” programı kapsamında meme kanserinden Parkinson’a, prostat kanserinden hiperspektral görüntüleme teknolojilerine uzanan çalışmalarıyla geleceğe ışık tutan 4 bilim kadını ödüle layık görüldü.

—-

L’Oréal Türkiye; UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliği ile yürüttüğü “Bilim Kadınları İçin” Programı kapsamında 23 yıldır Türkiye’nin dört bir yanındaki bilim kadınlarını desteklemeyi sürdürüyor. Program kapsamında bugüne kadar 128 bilim kadınına ödül verildi.

Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Banu İyisan, meme kanseri için akıllı hibrit nanoilaç sistemleri geliştirme üzerinde çalışıyor. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nden Dr. Dilara Nemutlu Samur, Parkinson hastalığının erken teşhis ve tedavisine katkı sağlamayı amaçlıyor. Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Duygu Kuzuoğlu Öztürk, prostat kanserinde alternatif tedavi yolu sağlayacak çözüm geliştiriyor. ODTÜ’den Doç. Dr. Sevinç Figen Öktem Seven ise yapay zekâ ile düşük maliyetli, taşınabilir hiperspektral görüntüleme sistemleri ortaya koymayı hedefliyor.

L’Oréal Türkiye, programın 23 yıllık birikimini özel bir kitap çalışmasıyla kalıcı hale getirdi. Bu özel yayın, L’Oréal Grup’un “Bilim Kadınları İçin” Programı’nı yürüttüğü ülkeler arasında bir ilk olma özelliği taşıyor. Ödül töreninde tanıtılan “Bilim Kadınları İçin: Bilimin İzinde Cesur Türk Kadınlarının Hikâyesi” adlı kitapta, bugüne kadar ödüllendirilen birçok bilim kadınının yaşam öyküleri, bilime olan tutkuları ve ilham veren yolculukları bir araya getirildi. Kitaptan elde edilecek tüm gelir, Bilim Kahramanları Derneği aracılığıyla 8-12 yaş aralığındaki çocukların robotlarla geleceğe yönelik çözümler üretmesine destek olacak.

]]>
57122
Çocuk Felciyle Başarılı Mücadele https://atilla.biz/2025/10/25/cocuk-felciyle-basarili-mucadele/ Sat, 25 Oct 2025 03:08:01 +0000 https://atilla.biz/2025/10/25/cocuk-felciyle-basarili-mucadele/

İstanbul Aile Hekimliği Derneği 24 Ekim Dünya Çocuk Felci (Polio) Günü kapsamında yaptığı açıklamada, “Çocuk felcinin kesin tedavisi yok ancak aşıyla önlenebilir. Aşılama kampanyaları sırasında verilen A vitamini desteği sayesinde tahminen 1,5 milyon çocuğun yaşamı kurtarılmıştır” şeklinde hastalıkla mücadelenin önemini gündeme getirdi.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, küresel çocuk felci sebeplerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin 1988 yılından günümüze yürütülen mücadelenin başarısında aşının önemli rol oynadığını söyledi.

Uzm. Dr. Selda Handan Karahan, “Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) öncülüğünde başlatılan girişim sayesinde vahşi poliovirüs vakaları 1988’den bu yana yüzde 99’dan fazla azaldı. 2022 itibarıyla yalnızca Pakistan ve Afganistan’da tip 1 poliovirüs görülmeye devam etmektedir” dedi.

Çocuk Felcinden Aşıyla Korunmak

Uzm. Dr. Selda Handan Karahan hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi: “Poliomiyelit (çocuk felci), çoğunlukla 5 yaşın altındaki çocukları etkileyen bulaşıcı bir viral hastalıktır. İnsanlarda görülür ve virüsün fekal-oral yolla bulaşır. Enfekte olan kişiler belirti göstermeseler bile hastalığı haftalarca yayabilir. Hastalanan çocukların bir kısmında kalıcı felçler gelişir. Bazılarında solunum kaslarının felç olmasıyla ölüm meydana gelir. Hastalığın ilk belirtileri ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kusma, boyun tutulması ve uzuv ağrısıdır. 200 enfeksiyondan biri kalıcı felce yol açar. Felç geçirenlerin yüzde 5-10’u solunum kaslarının etkilenmesiyle yaşamını kaybeder. Çocuk felcinin kesin bir tedavisi yoktur, ancak aşıyla tamamen önlenebilir bir hastalıktır.”

Erken Aşılamanın Önemi

Karahan, “1950’lerden itibaren aşıların yaygınlaşmasıyla çocuk felci hızla azalmıştır. Her iki aşı da güvenli ve etkilidir. Birden fazla doz uygulandığında çocukları ömür boyu koruyabilir.  Çocuk felcini eradike etme stratejileri doğru uygulandığında başarı kesindir. Aşılama kampanyaları sırasında verilen A vitamini desteği sayesinde tahminen 1,5 milyon çocuğun yaşamı kurtarılmıştır. Çocuk felcini ortadan kaldırmak, yalnızca bir sağlık başarısı değil; insanlık için ortak bir sorumluluktur. Başarının sürdürülebilmesi için aşılama programlarının eksiksiz uygulanması ve tüm çocukların korunması hayati önem taşımaktadır” dedi.

]]>
57121
Okullar açıldı, grip riski arttı! Ailelere aşı uyarısı https://atilla.biz/2025/10/25/okullar-acildi-grip-riski-artti-ailelere-asi-uyarisi/ Sat, 25 Oct 2025 03:07:55 +0000 https://atilla.biz/2025/10/25/okullar-acildi-grip-riski-artti-ailelere-asi-uyarisi/ Okul sezonunun başlamasıyla birlikte grip vakaları da gündemimize girmeye başladı. Çocuklar okulda virüslerle temas ediyor, hastalığı eve taşıyor ve bu durum kaçınılmaz olarak tüm aile bireylerini etkiliyor. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, grip aşısının yalnızca bireysel koruma sağlamadığını, aynı zamanda toplumsal bulaş zincirini kırarak salgınların önüne geçebildiğini vurguladı. ]]> 57120 Bakan Yumaklı: Gıda arzında risk söz konusu değil https://atilla.biz/2025/10/25/bakan-yumakli-gida-arzinda-risk-soz-konusu-degil/ Sat, 25 Oct 2025 03:07:51 +0000 https://atilla.biz/2025/10/25/bakan-yumakli-gida-arzinda-risk-soz-konusu-degil/

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı “Bitkisel Üretim 2. Tahmini” verilerine ilişkin açıklama yaptı. Yumaklı, üretim sezonunda yaşanan kuraklık ve zirai donun bitkisel üretimde düşüşe yol açtığını ancak ülkenin gıda arz güvenliği açısından herhangi bir risk bulunmadığını söyledi.

Yumaklı, “Bitkisel üretim tahmin verilerindeki düşüşte, üretim sezonunda yaşanan kuraklık ve zirai don etkili olmuştur. 2024–2025 üretim sezonunda buğday, arpa, ayçiçeği ve mercimek gibi ürünlerde verim kayıpları görülmüştür.” değerlendirmesinde bulundu.

Zirai don 65 ilde etkili oldu

Tarım ve Orman Bakanı, 10–13 Nisan tarihlerinde yaşanan zirai donun 65 ilde etkili olduğunu, dört gün süren don olayının meyve üretiminde kayıpları artırdığını belirtti. Yumaklı, 2014’te yaşanan zirai don ve 2021’de yaşanan kuraklığın bu yıl birlikte görülmesi nedeniyle etkilerin daha güçlü hissedildiğini vurguladı.

“Güçlü stoklarımızla süreç kontrolümüzde”

Tahmini verilere göre üretimde yaşanan azalışın Türkiye’nin gıda arz güvenliğini etkilememesi için gerekli piyasa takibinin yapıldığını ifade eden Yumaklı, şunları söyledi:

“Güçlü stoklarımız ve ihtiyaç durumunda aldığımız etkili dış ticaret tedbirlerimiz sayesinde süreç kontrolümüz altındadır. Ülkemizin gıda ihtiyacında herhangi bir risk oluşması söz konusu değildir.”

2026 tarım bütçesi 888 milyar TL

Bakan Yumaklı, 2026 yılı genel bütçesinden tarım sektörüne 888 milyar lira kaynak ayrıldığını açıkladı. Bu kapsamda;

  • 168 milyar TL tarımsal destek programlarına,
  • 190 milyar TL yatırım ödeneklerine,
  • 268 milyar TL tarımsal kredi, KİT ve ihracat desteklerine ayrıldı.

Ayrıca zirai don zararlarından etkilenen üreticilere toplam 46,5 milyar TL ödeme yapılacağını belirten Yumaklı, bu rakamın 23 milyar TL’sinin sigorta tazminatı, 23,5 milyar TL’sinin ise destekleme ödemesi olarak üreticilere aktarılacağını kaydetti.

“Vatandaşlarımız gıda konusunda endişe duymasın”

Yumaklı, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bugün açıklanan veriler üzerinden ülkemiz gıda ihtiyacının karşılanmasına dönük maksatlı yorum ve haberlere vatandaşlarımızın itibar etmemesini rica ederiz. Tarımsal üretimimiz ve gıda arz güvenliğine dönük tedbirlerle vatandaşlarımızın gıda ihtiyacı sorunsuz şekilde karşılanmaya devam edecektir.”

]]>
57119
Görme Engelliler için Yenilikler https://atilla.biz/2025/10/24/gorme-engelliler-icin-yenilikler/ Fri, 24 Oct 2025 03:08:28 +0000 https://atilla.biz/2025/10/24/gorme-engelliler-icin-yenilikler/

Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı (IAPB) 2020 verileri de Türkiye’de sorunun kayda değer boyutlarda olduğunu gösteriyor. Ülkede yaklaşık 8,4 milyon kişi görme kaybı yaşıyor; bunların neredeyse 380 bini tamamen görme yetisini yitirmiş durumda.

Dünyada yaklaşık 40 milyon kişi tamamen görme yetisini kaybetmiş durumda ve bu sayının 2050’ye kadar 100 milyona ulaşması bekleniyor. Görme kaybı, bireylerin sadece sosyal yaşamını değil aynı zamanda yaşam standartlarını ve ekonomik bağımsızlığı da doğrudan etkileyebiliyor.

2023’te yapılan taramalar ise tanısı konmamış 17 bin bebek ve çocuğun görme sorunu olduğunu ortaya koydu. Bu veriler, özellikle teknolojinin ve iş birliğinin fark yaratabileceği alanlarda göz sağlığında yenilikçi yaklaşımların ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor.

CorNeat Vision: Donörsüz Yapay Kornea

CorNeat Vision ’ın geliştirdiği CorNeat KPro, insan veya hayvan donörüne ihtiyaç duymadan görmeyi kalıcı olarak geri kazandırabilen dünyadaki ilk yapay kornea çözümü. Şirketin patentli EverMatrix™ sentetik malzeme platformu sayesinde implant, canlı doku ile sorunsuz bir şekilde bütünleşiyor, yapay korneayı gözün doğal bir parçası hâline getiriyor. CorNeat Vision 3DEXPERIENCE Lab desteğiyle uluslararası klinik deneylerini genişletiyor, üretim tesislerini kuruyor ve global ürün lansmanına hazırlanıyor. Şirket ayrıca ürün tasarımında Dassault Systèmes’ in SOLIDWORKS uygulamalarından yararlanıyor.

DotLumen: Görme Engelliler İçin Akıllı Gözlükler

3DEXPERIENCE Lab’in desteklediği bir diğer yenilikçi proje olan DotLumen, görme engelli bireylerin güvenli ve bağımsız bir şekilde hareket etmelerini sağlayan yapay zekâ destekli akıllı gözlükler geliştiriyor. Gelişmiş bilgisayarla görme teknolojisi, yapay zekâ ve kullanıcı odaklı tasarımı birleştiren DotLumen, bireylerin özgürce hareket etmesini sağlıyor ve yaşam kalitelerini artırıyor.

]]>
57102
Çocuklar Haklarını Oyunla Öğreniyor https://atilla.biz/2025/10/24/cocuklar-haklarini-oyunla-ogreniyor/ Fri, 24 Oct 2025 03:08:27 +0000 https://atilla.biz/2025/10/24/cocuklar-haklarini-oyunla-ogreniyor/

Her yaşta bireyin oynayarak ve keyifle öğrenme hakkını savunan Öğrenme Tasarımları, çocuklara çocuk haklarını oyun aracılığıyla öğretiyor. “Çocuk Hakları Sek Sek” oyununda çocuklar hem Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’ndeki maddeleri öğreniyor hem de eğleniyor.

—-

Dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımak amacıyla 20 Kasım Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanıyor.

Dünyada birçok çocuk eğitim hakkı da dahil olmak üzere pek çok haklarından mahrum bırakılıyor. Örneğin Türkiye’de eğitim 12 yıl zorunlu. Ancak Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) raporuna göre, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2024-2025 eğitim öğretim yılı verileri, zorunlu eğitim çağında olup okula gitmeyen yaklaşık 611 bin çocuk olduğunu gösteriyor. Öğrenmenin doğuştan gelen bir ihtiyaç olduğunu kabul eden, her yaşta bireyin oynayarak ve keyifle öğrenme hakkını savunan Öğrenme Tasarımları, çocuk haklarına dikkat çekerek çocuklara çocuk haklarını oyunla öğretiyor.

Hem eğleniyor hem de öğreniyorlar

“Çocuk Hakları Sek Sek” oyununda Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi’nde bulunan 15 maddeye yer veriliyor. Oyunda “18 yaşına kadar herkes çocuktur”, “Yaşamak her çocuğun hakkıdır” gibi çocuk haklarına dair maddeler yer alıyor. Çocuklar, oyun matına attıkları taş hangi maddeye denk gelirse onlara verilen eğlenceli yönergeyi yerine getirerek hem eğlenip hem öğreniyorlar.

Milli Eğitim müfredatında da yer alan çocuk haklarını öğrenmek, çocukların kişisel gelişimi, özgüven gelişimi ve toplumsal farkındalığı yüksek empatik ve katılımcı bireyler olarak yetişmelerini sağlar. Bugüne kadar 100 bin çocuğa, 10 binlerce öğretmene ve aileye bu oyunumuzla ulaştık ve çocuk haklarının öğrenmelerine destek olduk.

]]>
57101
Her 100 Kişiden Biri Kekeme https://atilla.biz/2025/10/24/her-100-kisiden-biri-kekeme/ Fri, 24 Oct 2025 03:08:26 +0000 https://atilla.biz/2025/10/24/her-100-kisiden-biri-kekeme/

Kekemelikte ‘en büyük hata, ‘geçer’ diyerek beklemektir. Her geçen ay, kalıcılık riskini artırır. Genetik faktörlerin etkili olduğu kekemelikte, genellikle 2 ila 5 yaş arasında başlar. Toplumda görülme oranı ise yüzde bir civarındadır, yani her yüz kişiden biri konuşurken kelimelerle mücadele eder.

Uzman Dil-Konuşma Terapisti Burçin Mutlu

Toplum genelinde her yüz kişiden birinde görülen, genellikle 2-5 yaş aralığında başlayan ve genetik faktörlerin etkili olduğu kekemelik; 22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü sebebi ile gündeme geldi.

Kekemelik, konuşma akıcılığını bozan; ses, hece ya da kelimelerin tekrarı, uzatması ve konuşmaya başlarken yaşanan duraksamalarla kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Bilinenin aksine kekemeliğin ortaya çıkışında psikolojik etkenler belirleyici değildir; asıl neden, bireylerin beyin yapısı ve işleyişindeki nörolojik farklılıklar veya genetik temellidir. Yani kekemelik korku, heyecan ya da utanmanın sonucu değildir ve taklit ederek oluşmaz. Genetik faktörlerin etkili olduğu bu durum, genellikle 2 ila 5 yaş arasında başlar. Toplumda görülme oranı ise yüzde bir civarındadır, yani her yüz kişiden biri konuşurken kelimelerle mücadele eder.

‘Geçer’ diye beklemek hatadır!

Kekemelikte erken müdahale önemlidir. Kendiliğinden iyileşmesi yüzde 75-80 oranındadır. Erken müdahale, kekemeliğin kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Ancak en büyük hata, “geçer” diyerek beklemektir çünkü her geçen ay, kalıcılık riskini artırır. Bu nedenle kalıcı olma riski göz ardı edilmemeli ve mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilip yol haritası çizilmelidir.

Öğretmenin farkındalığı akran zorbalığını engelleyecek ilk adım!

Dil ve konuşma terapistleri kekemeliği yalnızca konuşma akıcılığı üzerinden değil; duygusal, sosyal, davranışsal etkileriyle birlikte değerlendirir. Kekeme bireylerin hayatı toplumun bakışları, önyargı ve akran zorbalığı gibi sebeplerle zorlaşır.

Okullarda alay edilmek, sınıfta söz hakkı verildiğinde gülüşmeler duymak, bir yetişkin olarak iş görüşmesinde cümlelerin yarıda kesilmesi gibi durumlar kekemelikten değil, önyargıdan doğar. Kekemelikle yaşayan bireyler, ‘takıldıkları’ kelimeler yüzünden değil, sabırsız dinleyiciler yüzünden sessizleşir. Oysa kekemeliğin en tehlikeli sonucu ‘konuşamamak’ değil, ‘konuşmamayı tercih etmektir.’ Öğretmenlerin farkındalığı, akran zorbalığını engellemenin ilk adımıdır. Kekemeliği alay konusu değil, öğrenme fırsatı haline getiren sınıflar hem çocuklara hem topluma insanlık dersi verir.

Kekemelikle yaşayan bireylere destek olmak için ilk adım sabretmektir:

o   Nasıl söylediğine değil, ne söylemek istediğine kulak vermek gerekir.

o   Cümlesini bitirmesi için gerekli zamanı tanımak önemlidir.

o   Kekemeliği olan birey konuşurken göz teması kurmak gerekir.

o   Kekemelik hakkında konuşmaktan kaçınmak da hatadır; duygusal olarak desteklemek oldukça önemlidir.

Kekemelikte terapi süreci, bireyin konuşma deneyimini yeniden yapılandırmayı hedefler. Terapilerde kullanılan duyarsızlaştırma teknikleri, bireyin konuşma sırasında yaşadığı kaygı ve kaçınma davranışlarını azaltmayı; konuşmayı yeniden şekillendirme veya kekemelikte modifikasyon gibi yaklaşımlar ise konuşma ile ilgili yeni bir yol göstererek bireyin daha akıcı konuşmasını sağlamayı hedefler. Bu bilimsel yöntemlerle birey, iletişimle kurduğu ilişkiyi de yeniden öğrenir. Erken yaşta başlanan terapi, kekemeliğin kalıcı hale gelme riskini azaltır. En önemlisi de terapist bu dönemde aileye doğru yaklaşım ve iletişim biçimleri konusunda danışmanlık verir, bu sayede yanlış tutumların önüne geçilmiş olur. Dolayısı ile düzenli terapi desteği, bireyin hem konuşma akıcılığını hem de konuşma anına duyduğu güveni güçlendirir. Bu nedenle kekemelikte en etkili yaklaşım, sabırla sürdürülen, bireye özel planlanmış ve duygusal–davranışsal bileşenleri birlikte ele alan terapötik süreçtir.

]]>
57100