İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gençlerde Gelecek Kaygısı, İşsizlik Kanseri Tetikliyor

Dünyanın en stresli 4’üncü ülkesi olan Türkiye’de meme kanseri riskinin 20’lı yaşlara düşme sebepleri arasında gençlerde artış gösteren gelecek kaygısı ve işsizlik stresi de olabilir. Uzmanlar, ülkemizde Kuzey Avrupa ve Amerika’dan iki kat daha fazla genç yaşlarda meme kanseri vaka sayısı görüldüğüne dikkat çekerek, “Stres, kanser riskini etkiliyor. 20’lı yaşlardaki genç kızlarımızda vaka sayısı arttı. Onlara ulaşıp, farkındalıklarının artırılması gerekiyor” uyarısında bulundu.

—-

Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde Ayşe Arman’ın moderatörlüğünde Nesfit, MEMEDER ve Migros iş birliği ile 13 yıldır devam eden ‘Pembe Kurdele’ projesi etkinliğine katılan uzmanlar genç kızları uyardı. Meme kanserine karşı farkındalığın gençlerde artırılmasının önemine değinen konuşmacıları, Alya Dormen yaptığı özel dans gösterisi ile destekledi.

‘Türkiye’de yaşam tarzının değişmesi lazım’

Dünya Meme Sağlığı Derneği Başkanı ve MEMEDER Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen Türkiye’de meme kanseri taramasının ücretsiz 40 yaşında başladığını, mamografinin düzenli olmasının meme kanserini önlemediğini, erken tanı konulmasını sağladığına dikkat çekti.

Prof. Dr. Vahit Özmen, “Türkiye’de yaşam tarzının değişmesi gerekiyor. Obezite, hareketsizlik, doğurmamak, az emzirmek, nüfusun yaşlanması gibi nedenlerle meme kanseri sıklığı artmaktadır. 20 bin meme kanseri tanısı alan hastayla yaptığımız çalışmada, hastaların nerede ise yarısının 50 yaşından küçük, beşte birinin de 40 yaşından küçük olduğunu saptadık. Sağlık Bakanlığı Kanser Kontrol Dairesi ile görüşerek ülkemizde mamografik taramaya 40 yaşında başlanmasını sağladık. Öte yandan ‘İsviçre’de mamografi çekimi yasaklandı’ şeklindeki haber yanlış algı oluşmasına neden oldu. İsviçre’de 26 Kanton var ve her kanton kendisi sağlık uygulamaları için karar veriyor. Kantonların çoğunda evden davet edilerek tarama mamografisi çekilmektedir. Çok az sayıdaki kantonda kadınlar için fırsatçı tarama uygulanmakta ve kadınlar aile hekimi veya kadın doğum uzmanı tarafından gerekli görülürse mamografi çekimine gönderilmektedir. Yani İsviçre’de mamografi yasaklanmamış ve tüm kadınlara çekilmektedir.

Gutzeit ve arkadaşlarının yaptığı ve geçen yıl yayınlanan çalışmada, davet edilerek mamografi yapılan 3 bin 654 kadın ile fırsatçı tarama yapılan 445 kadına ait sonuçlar karşılaştırılmıştır. Evden davet ile tarama yapılmayan kadınlarda tümör çapının daha büyük olduğu ve lenf bezlerine daha fazla yayılım olduğu saptanmıştır. Yani bizim Bahçeşehir Tarama Programında olduğu gibi evden davet edilerek gelen ve mamografisi çekilen kadınlarda çok daha erken tanı konulmaktadır.

Bu makalenin sonuç kısmında, İsviçre’de de tüm kadınların evden davet edilerek mamografi çekilmesi gerektiği belirtilmiştir. Peki neden böyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor?  Öncelikle son derece yanlış, çirkin bir şey. Mamografi çektirmek için ikna etmeye çalıştığımız kadınları vazgeçirmeye ve tanıda gecikmeye neden oluyorlar. Yani kadınların sağlıklı yaşamını tehdit ediyorlar. Aslında bu bir suç. Sanıyorum sosyal medyada ilgi çekmek istiyorlar” dedi.

‘Stres, kanserin altındaki etkili bir oyuncu olabilir’

MEMEDER Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Beyza Özçınar ise stresin birçok hastalıkta olduğu gibi kanserinde altında etkili bir rol oynayabileceğine dikkat çekti. Özçınar stres ve kanser ilişkisini şöyle açıkladı: “Kanser ile stres arasındaki ilişkiyi bilimsel çalışmalarla ispat etmek çok zor. Kansere yol açtığını bildiğimiz bir takım genetik değişikliği var ama bilmediğimiz çok daha fazla etken maddeler var. Çoğunun epigenetik genetiğin dışında vücudu etkileyen faktörler olduğunu söyleyebiliriz. Bunlarla ilgili çok sayıda çalışma yapılıyor. Şunu da biliyoruz ki; stres gibi epigenetik değişiklikler de kansere neden oluyor. Bu üçgenin tamamlanması için daha çok bilimsel çalışmaya yapılmasına ihtiyaç var. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; meme kanseri görülme yaşı artık 20’lı yaşlara indi. 21-22 yaşlarında hastalarımız var. Ülkemizde bu yaşlardaki meme kanseri Kuzey Avrupa ve Amerika’dan daha fazla. Normalde bu bölgelerde meme kanseri görülme ihtimali daha yüksek olmasına rağmen (her 8 kadından biri) bizde (10-11 kadından biri) daha düşük ancak daha genç yaş. Yani 50 yaşın altında görülme oranı onlarda yüzde 25 iken biz de neredeyse yüzde 50. Yani iki kat daha fazla görülüyor. Bu yüzden genç yaşa daha çok önem verilmesi gerekiyor. Bunun altında yaşam koşulları, sosyo-ekonomik seviye artıkça maalesef stresin artması. Çevredeki radyasyon, gıdadaki katkı maddeleri, kirli hava esasında epigenetik değişiklere yol açarak, kanser riskini artırıyor. Normalde 50 yaştan sonra meme kanser riski artar, 50 yaş altında hasta oranı sadece yüzde 25 iken Türkiye de yapılan çalışmalarda bu oranın yüzde 50’ye yakın olduğunu gördük. Gençlerin daha dikkatli olması ve kontrollerine daha erken yaşta başlamaları gerekir.  Biz 18-20’lı yaşlarda itibaren düzenli doktor kontrollerine gitmelerini öneriyoruz. Her kadın için ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi, yılda bir kez doktor muayenesi öneriyoruz.”

Konsept ‘kendi kendine muayene’

Nesfit Pembe Kurdele projesinin bu yıl 13’üncü yaşını NESFIT, MEMEDER, MİGROS iş birliğiyle kadınları “kendi kendine muayene” konseptiyle harekete geçtiğini belirten Nestlé Kahvaltılık Gevrekler İş Birimi Genel Müdürü Emre Kılıçal, şu bilgileri verdi:“Kadınlarda meme sağlığı farkındalığı yaratmayı amaçladığımız Pembe Kurdele projemizde bu yıl ‘Meme sağlığında farkındalık Seninle Tam’ diyerek kendi kendine muayenenin ve kollektif bilincin önemine vurgu yapıyoruz. Bugüne dek on binlerce kadının meme sağlığı kontrolüne destek olan projemizde bu yıl ayrıca, kendi kendine muayenenin önemini gündeme taşıdık. Ekim ayına özel olarak paketlerimizin tasarımını değiştirdik ve yalnızca MİGROS’ta satılan Pembe Kurdele ürünlerimizin paketlerine kendi kendine meme muayenesi adımlarını ekledik. Ayrıca paketlerde yer alan QR kodlar ile de kadınlara kendi kontrollerini yapabilecekleri pratik bilgiler sunduk”

MİGROS FMCG Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman, “Projenin parçası olarak, bireylerin kendi sağlıklarını düzenli olarak kontrol etmeleri ve erken teşhisin önemini kavramaları konusunda farkındalık yaratmayı önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde de benzer sosyal fayda projeleriyle hem müşterilerimiz hem de toplum için değer yaratmaya devam edeceğiz.” dedi.