AFAD Başkanı Sezer Kahramanmaraş merkezli depremlerde 40 bin 689 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Sezer Kahramanmaraş ve Hatay dışındaki illerde arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını açıkladı.
Yazıların kategorisi: “Türkiye”
Category Added in a WPeMatico Campaign
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Gelir İdaresi Başkanlığının attığı adımlar hakkında bilgi verdi.
Spot piyasada bir megavatsaat elektriğin fiyatı yarın için en yüksek 3 bin 650 lira, en düşük 1500 lira olarak belirlendi.
AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, asrın felaketi olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle Meclis çalışmalarına verilen aranın 28 Şubat'a kadar uzatıldığını bildirdi.
Ekonomi ve siyaset gündeminde öne çıkanlar...
Depremde Adıyaman'daki evi yıkılan Nurşen Salhan, 4 büyükbaş hayvanıyla birlikte Antalya'da bir otele sığındı.
ANTALYA - Turizmci Talha Görgülü’nün sahibi olduğu ve 2014 yılında icradan satışa çıkarılan Kayı Grup’un yönetim binasını satın alan ünlü turizmci Fettah Tamince, depremzedelere 120 milyon TL bağışladığını duyurdu ancak iki gün sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi'nde şirketi olan Sembol İnşaat'a 200 milyonluk bir imar kıyağı çekildi.
Büyükşehir Belediyesi'nin Şubat ayı devam meclisi oturumunda, Sembol İnşaat'a ait olduğu iddia edilen atıl bir binanın plan notları değiştirilerek ticaret ve turizm alanına dönüştürüldü.
Böylece, 8727 metrekarelik arazide 10 katlı rezidans yapılması planlanıyor. İmar planı tadilatına karşı yapılan itirazlar reddedildi.
Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan, bu durumu, şehircilik ilkelerine uymayan ve kamuya hiçbir yararı olmayan bir düzenleme olarak değerlendirdi.
Büyükşehir Belediyesi'nin Şubat ayı devam meclisindeki toplam 35 madde oybirliğiyle kabul edilirken, Güzeloba Mahallesi'ndeki 3676 ada 21 parselin plan notlarının değiştirilmesi tartışma yarattı.
Antalya'da eski İYİ Parti İl Başkanı Av. Nizamettin Sağır, Büyükşehir Meclisi'nde oylama öncesinde tartışılacak plan değişikliğiyle ilgili olarak, konuyla ilgili taşınmazın Fettah Tamince'ye ait olduğunu iddia ederek, sosyal medya hesabından "Bugün Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında 30. maddeye ilişkin görüşmelerde, kimin Fettah Tamince'nin tarafında, kimin de Antalya'nın tarafında olacağını hep birlikte göreceğiz" şeklinde bir paylaşımda bulundu.
TAMİNCE KAZANDI, TEBRİKLERSağır, meclis toplantısı sonrasında yapılan oylamada tüm konuların kabul edilmesiyle ilgili paylaşım yaparak, "Tamince kazandı. Antalya Büyükşehir Meclisi üyelerine oy verdikleri için tebrikler" dedi.
CHP’Lİ ESKİ MECLİS ÜYESİ TOKGÖZ’DEN DÜZENLEMEYE TEPKİAntalya Büyükşehir Belediyesi'nden CHP'li eski Meclis üyesi Recep Tokgöz, meclis toplantısı sonrasında konuyla ilgili tepkisini sosyal medyada paylaştı.
Daha önce CHP Antalya İl Başkanlığı'nda Saymanlık yapan Tokgöz, Büyükşehir Belediye Meclisi'nde kabul edilen maddeye ilişkin düzenlemenin Fettah Tamince'nin şirketi olan Rixos grubuna ait olduğunu iddia ederek şöyle konuştu:
“Bugün Antalya büyükşehir belediyesi devam meclisi yapıldı. Gündemde yine Rixos gurubunun, falezler üstünde olan eski GTI’nin binası için plan tadilatı vardı. Benim ve bir arkadaşımızın itirazı oy birliği ile reddedildi. Ben niye itiraz etmiştim? Mevcutta 5 katlı olan binanın, imar cambazlıkları ile 10 kata çıkarılarak rezidans yapılmasına, çok büyük bir ranta engel olmak için itiraz etmiştim. Hem de falezler üzerinde büyük bir kütlenin olmaması için itiraz etmiştim ama maalesef itirazım reddedildi. Daha deprem dolayısıyla acılarımız taze iken bu kadar hızlı bir şekilde (bir ay içinde üç defa) meclise gelmesi ve kabul edilmesi, kabul edilebilecek bir şey değildir. Üstelik parti olarak eleştirdiğimiz bütün bu yanlışlıkları benim mensup olduğum parti meclis üyelerinin oyları ile kabul edilmesi benim için daha bir yaralayıcı olmuştur. Bu plan tadilatı dosyası ile birlikte genel merkezimize göndermek için çalışmalarımı tamamladım. Bu plan tadilatının arkasında duran Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek ve imar komisyonunda yer alan CHP'li meclis üyelerini kınıyorum. İtiraz dilekçemde belirttiğim gibi bu konu ile ilgili tüm hukuki haklarımı kullanacağım.”4 KATLI BİNA 9 KATA ÇIKARILDIBölgede yaşayan insanların sağlık tesisi ihtiyacı bahane edilerek alanın önce sağlık tesis alanına çevrildiği, ardından ise yapılan plan tadilatı ile 7 kat kaydı düşüldüğüne dikkat çeken Balkan, 6 Aralık 2022 tarihli itiraz başvurusunda,
“Sağlık tesisi ismini kullanarak kamuoyunun karşı çıkması engellenen plan tadilatından sonra üçüncü plan tadilatı ile konut ve ticaret ile turizm gibi rant esaslı kullanımda aynı kat sayısı kullanılmıştır. Yani birkaç plan tadilatı ve tezgâh ile 4 katlı bina 9 katlı olabilecek şekle getirilmiştir. Burada yapılacak olan kamunun menfaati değil, yapılacak rezidans konutlar ile korkunç paralar kazanmaktır”ifadelerini kullanarak söz konusu plan tadilatının iptal edilmesini talep etmişti.
# İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Büyükşehir Belediyesi'nin Şubat ayı devam meclisi oturumunda, Sembol İnşaat'a ait olduğu iddia edilen atıl bir binanın plan notları değiştirilerek ticaret ve turizm alanına dönüştürüldü.
Böylece, 8727 metrekarelik arazide 10 katlı rezidans yapılması planlanıyor. İmar planı tadilatına karşı yapılan itirazlar reddedildi.
Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan, bu durumu, şehircilik ilkelerine uymayan ve kamuya hiçbir yararı olmayan bir düzenleme olarak değerlendirdi.
Büyükşehir Belediyesi'nin Şubat ayı devam meclisindeki toplam 35 madde oybirliğiyle kabul edilirken, Güzeloba Mahallesi'ndeki 3676 ada 21 parselin plan notlarının değiştirilmesi tartışma yarattı.
Antalya'da eski İYİ Parti İl Başkanı Av. Nizamettin Sağır, Büyükşehir Meclisi'nde oylama öncesinde tartışılacak plan değişikliğiyle ilgili olarak, konuyla ilgili taşınmazın Fettah Tamince'ye ait olduğunu iddia ederek, sosyal medya hesabından "Bugün Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında 30. maddeye ilişkin görüşmelerde, kimin Fettah Tamince'nin tarafında, kimin de Antalya'nın tarafında olacağını hep birlikte göreceğiz" şeklinde bir paylaşımda bulundu.
TAMİNCE KAZANDI, TEBRİKLERSağır, meclis toplantısı sonrasında yapılan oylamada tüm konuların kabul edilmesiyle ilgili paylaşım yaparak, "Tamince kazandı. Antalya Büyükşehir Meclisi üyelerine oy verdikleri için tebrikler" dedi.
CHP’Lİ ESKİ MECLİS ÜYESİ TOKGÖZ’DEN DÜZENLEMEYE TEPKİAntalya Büyükşehir Belediyesi'nden CHP'li eski Meclis üyesi Recep Tokgöz, meclis toplantısı sonrasında konuyla ilgili tepkisini sosyal medyada paylaştı.
Daha önce CHP Antalya İl Başkanlığı'nda Saymanlık yapan Tokgöz, Büyükşehir Belediye Meclisi'nde kabul edilen maddeye ilişkin düzenlemenin Fettah Tamince'nin şirketi olan Rixos grubuna ait olduğunu iddia ederek şöyle konuştu:
“Bugün Antalya büyükşehir belediyesi devam meclisi yapıldı. Gündemde yine Rixos gurubunun, falezler üstünde olan eski GTI’nin binası için plan tadilatı vardı. Benim ve bir arkadaşımızın itirazı oy birliği ile reddedildi. Ben niye itiraz etmiştim? Mevcutta 5 katlı olan binanın, imar cambazlıkları ile 10 kata çıkarılarak rezidans yapılmasına, çok büyük bir ranta engel olmak için itiraz etmiştim. Hem de falezler üzerinde büyük bir kütlenin olmaması için itiraz etmiştim ama maalesef itirazım reddedildi. Daha deprem dolayısıyla acılarımız taze iken bu kadar hızlı bir şekilde (bir ay içinde üç defa) meclise gelmesi ve kabul edilmesi, kabul edilebilecek bir şey değildir. Üstelik parti olarak eleştirdiğimiz bütün bu yanlışlıkları benim mensup olduğum parti meclis üyelerinin oyları ile kabul edilmesi benim için daha bir yaralayıcı olmuştur. Bu plan tadilatı dosyası ile birlikte genel merkezimize göndermek için çalışmalarımı tamamladım. Bu plan tadilatının arkasında duran Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Muhittin Böcek ve imar komisyonunda yer alan CHP'li meclis üyelerini kınıyorum. İtiraz dilekçemde belirttiğim gibi bu konu ile ilgili tüm hukuki haklarımı kullanacağım.”4 KATLI BİNA 9 KATA ÇIKARILDIBölgede yaşayan insanların sağlık tesisi ihtiyacı bahane edilerek alanın önce sağlık tesis alanına çevrildiği, ardından ise yapılan plan tadilatı ile 7 kat kaydı düşüldüğüne dikkat çeken Balkan, 6 Aralık 2022 tarihli itiraz başvurusunda,
“Sağlık tesisi ismini kullanarak kamuoyunun karşı çıkması engellenen plan tadilatından sonra üçüncü plan tadilatı ile konut ve ticaret ile turizm gibi rant esaslı kullanımda aynı kat sayısı kullanılmıştır. Yani birkaç plan tadilatı ve tezgâh ile 4 katlı bina 9 katlı olabilecek şekle getirilmiştir. Burada yapılacak olan kamunun menfaati değil, yapılacak rezidans konutlar ile korkunç paralar kazanmaktır”ifadelerini kullanarak söz konusu plan tadilatının iptal edilmesini talep etmişti.
# İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde Türk Kızılay ve kaymakamlık organizasyonunda kurulan deprem yardım merkezinde, lise öğrencileri gönüllü olarak çalışıyor. Kahramanmaraş merkezli depremleri...
ATATÜRKÇÜ Düşünce Derneği (ADD) Korkuteli Şubesi'nin olağan genel kurulunda mevcut başkan Ayla Çakal güven tazeledi.
1894 yılındaki İstanbul depremi, Türkiye basın tarihi için önemli bir olaydır.
Bir gazete, Marmara Denizi'nde sondaj yapan yabancı bir geminin depreme neden olduğunu iddia etti ve Sultan 2. Abdülhamid yabancı yayınları yasakladı, tekrar deprem olacağını iddia edenler cezalandırıldı.
Türkçe gazeteler de "yalan deprem haberleri" yayınladıkları için cezalandırıldı.
Tercüman-ı Hakikat gazetesi yıkıma tanık olmadığı için yardım çalışmalarını övdü ve sahibi eleştirel haber yapan gazetecileri saraya şikayet etti. İkdam gazetesi ise bir dizgi hatası nedeniyle deprem günü yayınlanamadı.
Avrupalı bir "bilim adamı" sansasyonel iddialarla basına konu oldu ve İstanbul'daki depremi Güneş'e bakarak tahmin edebildiğini iddia etti.
1894 yılında, Marmara Denizi'nde İzmit açıklarında 7.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi ve ardından 1.5 metre yüksekliğinde bir tsunami oluştu. Doğu Marmara'da, Yalova, Sapanca ve Adapazarı gibi yerleşim yerlerinde 1.349 kişi hayatını kaybetti. İstanbul'da ise Kapalıçarşı dahil birçok bina yıkıldı veya ağır hasar aldı.
Dünya genelinde etkisi hissedilen bu deprem, Osmanlı Devleti'nin yurt çapındaki ilk resmi yardım kampanyası ve dünya genelindeki ilk uluslararası bağış kampanyalarından biriyle sonuçlandı. Birçok ülke Türkiye'ye yardım gönderdi.
Depremin ardından uzmanlar, Türkiye'de depremin bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve afetlere karşı etkin önlemler alınması gerektiğine dikkat çekti. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü, Sultan 2. Abdülhamid'in davetiyle İstanbul'a gelen Atina Rasathanesi Müdürü D. Eginitis başkanlığındaki bilim heyetinin yazdığı raporun ardından Osmanlı Devleti'nin ilk kez sismik ölçüm cihazlarını aldığını açıkladı.
1894 İstanbul depremi, Türkiye'deki tarihi depremler arasında en çok kayda geçen afetlerden biridir. Osmanlı devlet raporları, sivil tanıklıklar ve dönemin gazetelerinde yer alan haberler, deprem ve sonrasında yaşananları ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bu haberlerde, bugün de olduğu gibi depreme dair komplo teorileri ve yanlış bilgiler bulunabiliyor.
“Sondaj gemisi yaptı” iddiası ve 1894’ün deprem kâhini1894 yılında Viyana'da yayınlanan bir gazete, İstanbul depreminin sebebini açıkladı.
Habere göre, Marmara Denizi'nde yeni icat edilen deniz sondaj aletini kullanan yabancı bir gemi, sıcak kum çıkarmıştı. Gemidekiler, magmaya ulaşacaklarından endişe ederek çalışmayı durdurmuştu. Ancak deprem yine de meydana gelmişti.
Bu iddia asılsızdı.
Osmanlı Devleti, depremin ardından Türkiye'ye giren yabancı gazetelerin içinde "İstanbul'da yeniden deprem olacak" gibi ifadelerin yer alması sebebiyle yasaklama getirdi.
Sultan 2. Abdülhamid, yıllardır basını sıkı bir şekilde denetliyordu. Sansür memurları tarafından onaylanmayan gazeteler yasal olarak dağıtılamıyordu. Çoğu gazete ise ekonomik açıdan bağımlı oldukları padişahı övmekten başka bir şey yapmıyordu. Ancak deprem günlerinde Türkçe gazeteler de yetkililer tarafından kapatılmıştı.
Deprem kâhini olarak bilinen Avusturyalı kimya profesörü Nowack da depremleri tahmin edebildiğini iddia ediyordu. Ancak iddiası doğru çıkmadı.
Osmanlı Devleti, deprem hakkında yalan haber yapan yabancı gazeteleri yasakladı ve basını sıkı bir şekilde denetim altında tuttu.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı ve Tarih Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın Gazete Duvar’da 2021’de yayımlanan yazısından ilgili bölümler, 1894 depremi sonrasında İstanbul basınındaki sansür, otosansür ve propagandayı şöyle anlatıyor:
Tercüman-ı Hakikât’e göre devlet görev başındadır!Depremin ertesi günü Tercüman-ı Hakikât gazetesi, ilk yazısına ölenlere değil, padişahın sağlığına dua ederek başladı.
Gazetede, padişahın ve onun devletinin halkın yardımına hemen nasıl yetiştiği özenle anlatıldı. Padişah, depremin ardından kentin çeşitli yerlerine görevliler göndererek inceleme yaptırdı.
Ayrıca, Şehremaneti ve Zaptiye Nezareti memurlarını da hasarlı binalardan halkı uzaklaştırmak, tehlikeli olanları yıkarak halkın yaralanmasını önlemek, halkın rahatını sağlamak için önlem aldı ve yaralıları tedavi ettirmek için görevlendirdi.
Yaralılar padişahın emriyle hastanelerde tedavi altına alındı. Bunu gören halk, padişaha dualar etti.
Devlet görevinin başındaydı!..
Devlet görevlileri yardım yarışına girdi, basın isim isim yayımladıDepremden birkaç gün sonra, gazeteler hasar ve can kaybı konusundaki haberleri bir kenara bırakarak devletin halka yardım etmek konusunda ne kadar etkin olduğunu anlatan haberleri vermeye başlamıştır.
2. Abdülhamid başkanlığında ve Şehremaneti içinde “İane-i Musâbîn Komisyon-u Âlisi” oluşturuldu.
İlk yardımı 2. Abdülhamid 1.000 lira ile başlatmıştır ve toplamda 1.500 lira yardım yapmıştır. 2. Abdülhamid’in yardımları ilerleyen günlerde de devam etti.
Ülkenin her vilayet ve sancağında bir yardım seferberliği başlatıldı ve para toplandı.
Devlet görevlileri adeta bir yardım yarışına girdi. Toplanan para miktarı 8.287.399.11 kuruşu buldu.
Depreme ilişkin haberler, toplanan ve dağıtılan yardımların yanı sıra, 2. Abdülhamid’in ne kadar şefkatli olduğunu belirten haberlere dönüştü.
Ayrıca yaraların ne kadar hızlı sarıldığına ilişkin haberler sıkça yer aldı.
Bir dizgi hatası İkdam’ı kapattırdıDeprem, sadece devlet işlerini değil, sivil yaşamı da etkiledi. Deprem esnasında birçok gazetenin matbaaları hasar gördü ve çalışanların yakınları yaralandığı için yayınlarına ara vermek zorunda kaldılar.
Bu durumda, halkın haberlere olan ihtiyacı arttı ve gazetelere olan ilgi arttı.
Ancak, aynı zamanda gazeteler karaborsaya düştü ve fahiş fiyatlarla satılmaya başlandı.
Örneğin, Sabah gazetesi, gazetenin matbaadan 7,5 paraya çıktığını, 2,5 paranın müvezzilere verildiğini, dolayısıyla 10 paraya satılması gerektiğini, halbuki piyasada 20, 30 ve 40 kuruşa kadar satıldığını haber aldıklarını yazar.
Yalnızca beş gün önce deprem oldu ve o sırada yeni bir gazete olan "İkdam" yayınlanmaya başladı.
Deprem günü yayınlanacak altıncı sayısı bir gece önce sansür memuruna gönderildi ve emredilen düzeltmeler ve çıkartmalar yapıldı.
Ancak bir dizgi hatası sonucu, "Mösyö" kelimesi olması gereken yerde, padişahtan bahseden bir cümlede "Mösyö Cenâb-i Şehriyâri" yazıldı. Bu tür bir yanlışlık gazetenin kapatılması için yeterliydi.
Gazete yazı kurulu üyeleri, bu nedenle her an sansür memuru gelip gazeteyi kapatabilir düşüncesiyle endişeliydi.
İstanbul'da bir deprem meydana geldi ve herkes şaşkına döndü. Kurul üyeleri ne yapacaklarını bilemediler. Çünkü bu karmaşa sırasında hatalar fark edilmez veya fark edilse bile sansür memuru gelip gazetenin kapandığını tebliğ edemezdi.
Ancak, sansür memuru olan Matbaa İdaresi görevlisi, karmaşa sırasında gelerek gazetenin kapatıldığına dair yazıyı tebliğ etti ve İkdam gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
Deprem bile bir gazetenin kapanmasına engel olamadı. İkdam gazetesi yaklaşık bir ay sonra, 8 Ağustos'ta yayınlanmak üzere "aff-ı şahâneye mazhar" oldu.
Gazete uzun bir aradan sonra yayınlanan ilk gününde padişaha yazılan övgü dolu özür mektubu okumaya değerdi!
Not: 2. Abdülhamid 30 yıl boyunca askıya aldığı Anayasa’yı 24 Temmuz 1908’de yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı ve 2. Meşrutiyet ilan edildi. O gece İkdam‘ın sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah‘ın sahibi Mihran Efendi, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını geri çevirdi. 1876’dan beri süren sansürün bittiği 24 Temmuz daha sonra “Basın Bayramı” ilan edildi.
Bir gazete, Marmara Denizi'nde sondaj yapan yabancı bir geminin depreme neden olduğunu iddia etti ve Sultan 2. Abdülhamid yabancı yayınları yasakladı, tekrar deprem olacağını iddia edenler cezalandırıldı.
Türkçe gazeteler de "yalan deprem haberleri" yayınladıkları için cezalandırıldı.
Tercüman-ı Hakikat gazetesi yıkıma tanık olmadığı için yardım çalışmalarını övdü ve sahibi eleştirel haber yapan gazetecileri saraya şikayet etti. İkdam gazetesi ise bir dizgi hatası nedeniyle deprem günü yayınlanamadı.
Avrupalı bir "bilim adamı" sansasyonel iddialarla basına konu oldu ve İstanbul'daki depremi Güneş'e bakarak tahmin edebildiğini iddia etti.
1894 yılında, Marmara Denizi'nde İzmit açıklarında 7.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi ve ardından 1.5 metre yüksekliğinde bir tsunami oluştu. Doğu Marmara'da, Yalova, Sapanca ve Adapazarı gibi yerleşim yerlerinde 1.349 kişi hayatını kaybetti. İstanbul'da ise Kapalıçarşı dahil birçok bina yıkıldı veya ağır hasar aldı.
Dünya genelinde etkisi hissedilen bu deprem, Osmanlı Devleti'nin yurt çapındaki ilk resmi yardım kampanyası ve dünya genelindeki ilk uluslararası bağış kampanyalarından biriyle sonuçlandı. Birçok ülke Türkiye'ye yardım gönderdi.
Depremin ardından uzmanlar, Türkiye'de depremin bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve afetlere karşı etkin önlemler alınması gerektiğine dikkat çekti. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü, Sultan 2. Abdülhamid'in davetiyle İstanbul'a gelen Atina Rasathanesi Müdürü D. Eginitis başkanlığındaki bilim heyetinin yazdığı raporun ardından Osmanlı Devleti'nin ilk kez sismik ölçüm cihazlarını aldığını açıkladı.
1894 İstanbul depremi, Türkiye'deki tarihi depremler arasında en çok kayda geçen afetlerden biridir. Osmanlı devlet raporları, sivil tanıklıklar ve dönemin gazetelerinde yer alan haberler, deprem ve sonrasında yaşananları ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bu haberlerde, bugün de olduğu gibi depreme dair komplo teorileri ve yanlış bilgiler bulunabiliyor.
“Sondaj gemisi yaptı” iddiası ve 1894’ün deprem kâhini1894 yılında Viyana'da yayınlanan bir gazete, İstanbul depreminin sebebini açıkladı.
Habere göre, Marmara Denizi'nde yeni icat edilen deniz sondaj aletini kullanan yabancı bir gemi, sıcak kum çıkarmıştı. Gemidekiler, magmaya ulaşacaklarından endişe ederek çalışmayı durdurmuştu. Ancak deprem yine de meydana gelmişti.
Bu iddia asılsızdı.
Osmanlı Devleti, depremin ardından Türkiye'ye giren yabancı gazetelerin içinde "İstanbul'da yeniden deprem olacak" gibi ifadelerin yer alması sebebiyle yasaklama getirdi.
Sultan 2. Abdülhamid, yıllardır basını sıkı bir şekilde denetliyordu. Sansür memurları tarafından onaylanmayan gazeteler yasal olarak dağıtılamıyordu. Çoğu gazete ise ekonomik açıdan bağımlı oldukları padişahı övmekten başka bir şey yapmıyordu. Ancak deprem günlerinde Türkçe gazeteler de yetkililer tarafından kapatılmıştı.
Deprem kâhini olarak bilinen Avusturyalı kimya profesörü Nowack da depremleri tahmin edebildiğini iddia ediyordu. Ancak iddiası doğru çıkmadı.
Osmanlı Devleti, deprem hakkında yalan haber yapan yabancı gazeteleri yasakladı ve basını sıkı bir şekilde denetim altında tuttu.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasi Tarih Anabilim Dalı Başkanı ve Tarih Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın Gazete Duvar’da 2021’de yayımlanan yazısından ilgili bölümler, 1894 depremi sonrasında İstanbul basınındaki sansür, otosansür ve propagandayı şöyle anlatıyor:
Tercüman-ı Hakikât’e göre devlet görev başındadır!Depremin ertesi günü Tercüman-ı Hakikât gazetesi, ilk yazısına ölenlere değil, padişahın sağlığına dua ederek başladı.
Gazetede, padişahın ve onun devletinin halkın yardımına hemen nasıl yetiştiği özenle anlatıldı. Padişah, depremin ardından kentin çeşitli yerlerine görevliler göndererek inceleme yaptırdı.
Ayrıca, Şehremaneti ve Zaptiye Nezareti memurlarını da hasarlı binalardan halkı uzaklaştırmak, tehlikeli olanları yıkarak halkın yaralanmasını önlemek, halkın rahatını sağlamak için önlem aldı ve yaralıları tedavi ettirmek için görevlendirdi.
Yaralılar padişahın emriyle hastanelerde tedavi altına alındı. Bunu gören halk, padişaha dualar etti.
Devlet görevinin başındaydı!..
Devlet görevlileri yardım yarışına girdi, basın isim isim yayımladıDepremden birkaç gün sonra, gazeteler hasar ve can kaybı konusundaki haberleri bir kenara bırakarak devletin halka yardım etmek konusunda ne kadar etkin olduğunu anlatan haberleri vermeye başlamıştır.
2. Abdülhamid başkanlığında ve Şehremaneti içinde “İane-i Musâbîn Komisyon-u Âlisi” oluşturuldu.
İlk yardımı 2. Abdülhamid 1.000 lira ile başlatmıştır ve toplamda 1.500 lira yardım yapmıştır. 2. Abdülhamid’in yardımları ilerleyen günlerde de devam etti.
Ülkenin her vilayet ve sancağında bir yardım seferberliği başlatıldı ve para toplandı.
Devlet görevlileri adeta bir yardım yarışına girdi. Toplanan para miktarı 8.287.399.11 kuruşu buldu.
Depreme ilişkin haberler, toplanan ve dağıtılan yardımların yanı sıra, 2. Abdülhamid’in ne kadar şefkatli olduğunu belirten haberlere dönüştü.
Ayrıca yaraların ne kadar hızlı sarıldığına ilişkin haberler sıkça yer aldı.
Bir dizgi hatası İkdam’ı kapattırdıDeprem, sadece devlet işlerini değil, sivil yaşamı da etkiledi. Deprem esnasında birçok gazetenin matbaaları hasar gördü ve çalışanların yakınları yaralandığı için yayınlarına ara vermek zorunda kaldılar.
Bu durumda, halkın haberlere olan ihtiyacı arttı ve gazetelere olan ilgi arttı.
Ancak, aynı zamanda gazeteler karaborsaya düştü ve fahiş fiyatlarla satılmaya başlandı.
Örneğin, Sabah gazetesi, gazetenin matbaadan 7,5 paraya çıktığını, 2,5 paranın müvezzilere verildiğini, dolayısıyla 10 paraya satılması gerektiğini, halbuki piyasada 20, 30 ve 40 kuruşa kadar satıldığını haber aldıklarını yazar.
Yalnızca beş gün önce deprem oldu ve o sırada yeni bir gazete olan "İkdam" yayınlanmaya başladı.
Deprem günü yayınlanacak altıncı sayısı bir gece önce sansür memuruna gönderildi ve emredilen düzeltmeler ve çıkartmalar yapıldı.
Ancak bir dizgi hatası sonucu, "Mösyö" kelimesi olması gereken yerde, padişahtan bahseden bir cümlede "Mösyö Cenâb-i Şehriyâri" yazıldı. Bu tür bir yanlışlık gazetenin kapatılması için yeterliydi.
Gazete yazı kurulu üyeleri, bu nedenle her an sansür memuru gelip gazeteyi kapatabilir düşüncesiyle endişeliydi.
İstanbul'da bir deprem meydana geldi ve herkes şaşkına döndü. Kurul üyeleri ne yapacaklarını bilemediler. Çünkü bu karmaşa sırasında hatalar fark edilmez veya fark edilse bile sansür memuru gelip gazetenin kapandığını tebliğ edemezdi.
Ancak, sansür memuru olan Matbaa İdaresi görevlisi, karmaşa sırasında gelerek gazetenin kapatıldığına dair yazıyı tebliğ etti ve İkdam gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
Deprem bile bir gazetenin kapanmasına engel olamadı. İkdam gazetesi yaklaşık bir ay sonra, 8 Ağustos'ta yayınlanmak üzere "aff-ı şahâneye mazhar" oldu.
Gazete uzun bir aradan sonra yayınlanan ilk gününde padişaha yazılan övgü dolu özür mektubu okumaya değerdi!
Not: 2. Abdülhamid 30 yıl boyunca askıya aldığı Anayasa’yı 24 Temmuz 1908’de yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı ve 2. Meşrutiyet ilan edildi. O gece İkdam‘ın sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah‘ın sahibi Mihran Efendi, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını geri çevirdi. 1876’dan beri süren sansürün bittiği 24 Temmuz daha sonra “Basın Bayramı” ilan edildi.